Vinceria Lineum RPG
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Vinceria Lineum RPG

Harry Potter'ın büyüleyici dünyasına yeni bir pencere, yeni bir soluk!
 
AnasayfaLatest imagesAramaKayıt OlGiriş yap

 

 Brifing Salonu

Aşağa gitmek 
4 posters
YazarMesaj
Issachar Toby Meir
İngiltere Seherbaz Büro Başkanı
İngiltere Seherbaz Büro Başkanı
Issachar Toby Meir


Mesaj Sayısı : 9
Kayıt tarihi : 04/06/11

Mini Lejant
Savaş Tarafı:
RP Yaşı:
RP Partneri:

Brifing Salonu Empty
MesajKonu: Brifing Salonu   Brifing Salonu EmptyPtsi Haz. 06, 2011 4:06 pm

Ses yalıtımı sağlayan özel bir tılsımla büyülenmiş, boyuna geniş bir salon. Ortada uzun, mermer bir masa bulunmakla beraber, masanın etrafında sabit, yine mermerden koltuklar bulunmaktadır. Odanın çevresini saran duvar son derece kalın ve rengi beyazdır. Ayrıca mermerin tam ortasına Sihir Bakanlığı'nın simgesi işlenmiştir.

Oda sıcaklığı sabit bir şekilde orta karardadır.


*rp in.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Issachar Toby Meir
İngiltere Seherbaz Büro Başkanı
İngiltere Seherbaz Büro Başkanı
Issachar Toby Meir


Mesaj Sayısı : 9
Kayıt tarihi : 04/06/11

Mini Lejant
Savaş Tarafı:
RP Yaşı:
RP Partneri:

Brifing Salonu Empty
MesajKonu: Geri: Brifing Salonu   Brifing Salonu EmptyPerş. Haz. 16, 2011 8:23 pm

*Bütün Seherbazların katılması zorunludur.
*Öncelik spellbound büro başkanında olmakla beraber, ardından bütün Seherbazlar yazabilir.


"İktidar Seherbazlardan korkmalıdır!"
"Sen de benden kork şimdi!"


Alelacele bürosuna girmişti büyücü. Elinde tuttuğu gazetenin üzerinde kendi fotoğrafı, yüzü saklı cüppeli bir büyücü ve akıp giden şeritler halindeki röpörtaj içeriği her gözünün önüne iliştiğinde Issachar dişlerini daha da sert sıkıyordu. Kendisinden habersiz yapılan bu röpörtajın, bu bilgi sızdırmanın cezası ağır olacaktı elbet ama önce bunu yapanı bulması gerekiyordu. Bu röpörtajı yapan her kimse, Bakanlık'taki işinin ehemmiyetini kavrayamamış birisiydi. Gazeteyi masasını üzerine yerleştirdi ve oturmayıp, kollarını masanın sağ ve sol tarafına koyduktan sonra belini hafifçe kırdı ve bakışlarını gazetenin derinliklerine sabitledi. Bir kelime açığı, benzer kelimeler, bir ipucu arıyordu bu kişinin kimliğine dair. Bir şey bulamayacağını biliyordu elbette ama bu, onu vazgeçirebilecek bir etken de değildi. Bütün Seherbazları, hatta Spellbound'dakileri bile yanına çağırmıştı. Uzun zamandır açılmayan Brifing Salonu'nda ağırlayacaktı onları elbette. Ancak şu anda ofisindeydi ve son derece kızgındı. Gazeteyi bir kenara fırlatmak istedi ama elindeki tek gazete şu anda oydu ve kanıt niteliği taşıyordu. Onun yerine sağ eliyle gürültü çıkartacak şekilde masasına sertçe vurdu. Elinin acıdığını etrafta kimse olmamasına rağmen belli etmedi. "Darbeymiş!" dedi yükselen ses tonuyla, neyseki odası sesi dışarıya iletmiyordu.

Baş Seherbaz fazlasıyla gerilmişti. Kendisini rahatlatmak için her iki işaret parmağını da şakaklarını ovmak için kullanıyordu şu anda. Daha sonra aklına kendisini yatıştırabilecek bir şey geldi. Madem ki bu olay olmuştu, böyle bir şey patlak vermişti; o halde Issachar olayın failini bulduğunda sıkıntısını giderebilirdi. Belki işkence, belki ağır hakaretler, belki daha farklı şeyler ama Issachar bunun hesabını çok ağır bir şekilde soracaktı. Sırada bu kriz durumu için yapacağı toplantı vardı. Seherbazlar'ın gelmesi ise an meselesiydi. Olduğu yerden doğruldu ve boy aynasının önüne geçip üstüne başına çeki düzen verdi. Kravatını düzeltip sıktı, saçını eliyle geriye taradı ve cüppesinin kenarlarının katlanmış kısımlarını düzeltti. Masanın üzerindeki kanıt niteliğinde olan gazeteyi, Gelecek Postası'nı aldı ve kapının kulpunu sıkıca kavrayıp ani bir hareketle açtı ve ardından kapadı. Kapı sertçe kapandığında etrafta dolaşan birkaç büro çalışanı Issachar'a merak dolu gözlerle baktı ama Issachar onları bakışlarıyla payladı. Hepsi tekrardan işlerine döndüklerinde Issachar Brifing Salonu'na girdi. İçerde kendisini bekleyen Seherbazlar vardı ama henüz gelmemiş olanlar da vardı. Hepsinin yüzündeki merak dolu ifadeyi görebiliyordu, kimi saygı duyuyordu kimi de onun mevkiini sindiremiyordu ancak Issachar şu durumda bunların hiçbirini umursamadı. Yalnızca emeline doğru hareket ediyordu.

Büyücü kendisine ayrılmış olan mermer koltuğa, masanın en uzak köşesindeki mermer koltuğa oturdu ve daha gelecek olanları beklemeye başladı. Aklından konuşmasını geçiriyordu, boğazını arada temizleyip ses tonunu ayarlıyordu. Hiçbir ezik duyguya mahal vermeyecek bir tavır takınmıştı. Yüzü önünde duran mermer masa kadar sert ve beyazdı. Elleri hareketsiz ancak beyin kıvrımları bir karınca sürüsünden daha hareketliydi. Keskin gözleri dondurucu renginde bakıyordu yine. Her zamanki soğukluğundan daha soğuktu şu anda. İçeri giren, ona ve diğer Seherbazlara selam veren alt rütbeli meslektaşları alelacele durumun mühimmatını anlayıp kendilerine ayrılan yerlerine saygıyla oturuyorlardı. "İçinizden birisinden başkası olamaz." dedi kimsenin duymayacağı biçimde, dudaklarını da kıpırdatarak. Merak uyandırmak istiyordu bir nevi ve en son Seherbaz da yerine oturduğunda Issachar bir büyü yaparak ses tonununu gürleştirdi. Oturduğu yerden hızlı ve sert bir biçimde ayağa kalktı ve önündeki mermer masaya iki eliyle vurdu. "Baylar ve bayanlar!" dedi gür sesiyle, dikkati dağılmış birkaç kişi bu sesle bakışlarını tekrar ona çevirdi. Önündeki Gelecek Postası'nı tek eliyle kavrayıp tam masanın ortasına, M sembolünün üstünü kapatacak şekilde fırlattı. Bu kez dikkatleri kinayeli bir şekilde gazeteye çekmeyi hedefliyordu. "Eğer ki bir kurum olarak birbirimize güvenemezsek, söyleyin bana dostlarım, kime güveneceğiz!?" Yüzünü ihtiyari bir biçimde yumuşattı, gözlerindeki öfke yerini masumiyet ve saflığa bıraktı ama elbette bir sürelikti. "Siz, eğer ki..." diyip birkaç nefes alışından sonra gözlerini kapattı ve başını öne eğdi, ardından hızla kafasını kaldırdı ve tek tek odadaki bütün büyücülere baktı "...eğer ki gizli saklı işler çevirecekseniz, öyleyse neden benim emrimdesiniz!?" Gür sesi bütün odada yankılanırken bütün dikkatler de üzerindeydi. Cüppesine sıkıştırdığı asasını alıp tam ortada duran gazeteye isabet aldı ve sessiz bir büyüyle gazeteyi tam önüne çekti. Artık sadede gelme vaktiydi, önündeki röpörtaja şöylece bir göz gezdirdi ve yine sessiz bir büyüyle gazetedeki metinlerin seslendirilmesini sağladı. Son cümle de okunduğunda odadakilere düşünme payı verdi ve kısa bir süre sonra tekrar gür sesiyle konuştu, sesindeki öfke daha da artmıştı. "İçimizden bazısı ya da birkaçı, iznim ve nezaretim dışında bu tür karalama içerikli mülakatlarda yer alıyor. Ne cürret!?"

Tepkilerini görmek için tekrar hepsine baktı, kimsenin yüzünden bir şey anlayamamıştı şu ana kadar ve içinden küfretti. "Söz sizde." dedi ve koltuğuna oturup arkasına yaslandı. Asasını cüppesinin ceplerinden birine sıkıştırdı ama yüzündeki tehtidkar ifadeyi bir an bile değiştirmedi. Kızgındı fakat bu saygı ortamı onun daha da yumuşamasını sağlamıyordu. Gözleri ise Spellbound Büro Başkanı'nda sabitlenmişti, çatık kaşlarıyla beraber.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anastasia Lorién Véalidus
Spellbound Seherbaz Dpt. Bşk. & Yönetici
Spellbound Seherbaz Dpt. Bşk. & Yönetici
Anastasia Lorién Véalidus


Mesaj Sayısı : 97
Kayıt tarihi : 04/06/11
Yaş : 27

Mini Lejant
Savaş Tarafı: Aydınlık
RP Yaşı: 26
RP Partneri: Olacaktı. Dul kaldım abi *,*

Brifing Salonu Empty
MesajKonu: Geri: Brifing Salonu   Brifing Salonu EmptyCuma Haz. 17, 2011 4:11 pm

    Genç kadın toplantı yapılacağını bildiren mektubu aldığı günden beri düşünüyordu, böyle bir şeyi kimin yapmış olabileceğini. Aklındaki soruların cevaplarını almak için de erken gelmişti Londra'ya. Bu sefer ne gördüğü herkese selam vermişti, ne de ona yöneltilen sorulara cevap... Issachar'dan sonra bütün gözler ona dönmüştü elbet. Bu saatten sonra ne söylese boşunaydı çünkü artık basının görevi gerçekleri aktarmak değil, onları çarpıtmak olmuştu. Şimdiye kadar bu kadar ileri gidilmemişti ama bu sefer tek suçlu basın değil, aynı zamanda içlerinden biriydi. Genç kadın dirseklerini mermer masaya dayadı ve kafasını ellerinin arasına aldı. Sonradan içeri giren seherbazlara selam verdi. Fakat o bile kendi sesini duyamamıştı. Kızgın değildi, daha çok hayal kırıklığına uğramıştı. Bir de bunun üzerine Issachar'ın O'na yapacaklarını ve yapabileceklerini düşündükçe içi fena oluyordu.

    İçeri tanıdık bir yüz, daha doğrusu kadının görmekten memnun olduğu bir yüz, girdi. Anastasia derin bir nefes aldı ne sandalyesini biraz geriye iterek ayağa kalktı. Başkan'ını başıyla hafifçe selamladı ve sonra tekrar yerine oturdu. Adam sert ve soğuk bir ifadeyle birlikte bir şeyler mırıldandı, kimsenin duymayacağı bir biçimde. Genç kadın bazı yüzlerin merakla aydınlandığı gördü ama bunun bu kadar uzun sürmeyeceği çok aşikardı. Issachar sert ve Anastasia'nın aşina olduğu, ama hiçbir zaman duymak istemeyeceği, bir ses tonuyla konuşmaya başladı. "Baylar ve bayanlar!" İçinden gelen ürpertiye engel olamadı. Durmadan önüne düşen saçlarını eliyle arkaya attıktan sonra adamın masaya fırlattığı gazeteye odaklandı. Kaşları çatılmış ve göz bebekleri büyümüştü, sinirden. Kimseden ses çıkmıyordu."Eğer ki bir kurum olarak birbirimize güvenemezsek, söyleyin bana dostlarım, kime güveneceğiz!?" Anastasia suçlu bir ifadeyle kafasını eğdi, hiç bir günahı olmamasına rağmen. Eğer bunu yapan şahıs aralarındaysa, ki kimse eksik gibi durmuyordu, nasıl utanmadan zor duruma düşürdüğü adamın yüzüne bakabiliyordu, merak etti kadın. Issachar daha yumuşak bir sesle devam etti. Böylesi herkes için daha iyiydi. "Siz, eğer ki..." Bu bir anlık duraksamada odadaki herkesin yüzüne tek tek baktı. Anastasia da aynı şekilde ona karşılık verdi, adamın gözleri onunkilerle buluştuğunda. "...eğer ki gizli saklı işler çevirecekseniz, öyleyse neden benim emrimdesiniz!?" Bu ses tonundaki ani değişim birkaç kişiyi sandalyesine çivilerken, geri kalanları da zıplatmıştı. Anastasia ifadesiz bir suratla Issachar'ı izlerken, adam önce gazeteyi aldı sonra da haberi sesle bir şekilde onlara dinletti. Genç kadın ilk defa dinlemiyordu haberi fakat her seferinde ilk dinlediğinde olduğu kadar şok oluyordu.

    Issachar öfkeli, bu sefer gerçekten öfkeli, bir ses tonuyla konuşmaya devam etti. "İçimizden bazısı ya da birkaçı, iznim ve nezaretim dışında bu tür karalama içerikli mülakatlarda yer alıyor. Ne cürret!?" Sesi sanki olması gereken gibi yankılanmıyordu da duvarlara birkaç kez çarpıp geri geliyordu kulaklara. Biraz daha sakin bir tavırla değişik duygularla bakan yüzleri süzdü. Anastasia'nın, onun göründüğü kadar sakin olmadığını anlaması uzun sürmedi. "Söz sizde." dedi ve yerine oturdu. Genç kadın bu sefer o gözlerle tek başına yüzleşmek zorunda kaldı, adamın yüzündeki sinirli ifadeyi de hesaba katmazsak. Diyeceklerini aklında toparlamaya çalışırken, ne kadar çok sorusu olduğunu düşündü. Tabi ondan beklenen sorular değil cevaplardı. Genç kadının da bilmediği cevaplar. Henüz birini suçlamak için elinde bir kanıt yoktu ya da bir görgü tanığı. Odada yükselmeye başlayan mırıltılara bakılırsa onlar da merak ediyordu. Hemen sağ tarafında oturan Lúthien'e baktı, çaresiz gözlerle. O da dudaklarını oynatarak "İçinden ne geçiyorsa onu söyle," dedi. En azından Anastasi böyle anlamıştı. Küçük bir öksürükle boğazını temizlerken aynı zamanda dikkatleri de üzerinde toplamayı başarmıştı. Dirseklerini tekrar masanın üzerine koydu ve sert bir şekilde konuşmaya başladı, Issachar'ın suçlayıcı bakışlarına karşılık vermek istermiş gibi. "Bölümümüzdeki her elemanın bu tür işlerle uğraşamayacak kadar başka işlerle meşgul olduğunu siz de biliyorsunuz. Hele de şu sıralar olanlardan haberiniz vardır zaten. Eğer ki bu toplantının amacı bu mülakata katılanı bulmak ise Spellbound çalışanlarından değil de kendi yanındakilerden başlamanı tavsiye ederim. Ben bölümümdeki her elemana kefilim." Sesini biraz daha yumuşatarak devam etti. "Ayrıca benimle birlikte, o departmanda bulunan her seherbazı da senin atadığını belirtmek isterim." Sözlerini bitirince rahat olmadığını fark etti. Konuşmasını bitirmeden önce son birkaç cümle daha ekledi. "Eğer hala şüpheleriniz varsa, bu münasebetsizliği yapan kişiyi kendi ellerinle seçip Spellbound için çalışmaya gönderdiklerin içinden olmayacağını tahmin edebilmen gerekir. Kısa bir duraklamadan sonra, ki o duraklama arasında bu kadar rahat konuştuğu için ona tip tip bakanlar olduğunu fark etti, sağ eliyle arkadaşını takdim edip "Lúthien." dedi ve ardından arkasına yaslandı. Eğer bugün herkes bu odadan sağ salim çıkabilirse çok şanslı olduklarını düşünmeye başlayacaktı.


En son Anastasia Lorién Véalidus tarafından Ptsi Ağus. 13, 2012 11:54 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
G. Lúthien Quellina
Seherbaz & Yönetici
Seherbaz & Yönetici
G. Lúthien Quellina


Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 06/03/11
Yaş : 30

Mini Lejant
Savaş Tarafı: Aydınlık
RP Yaşı: 24
RP Partneri: Aearion Maeron Athradien ♥

Brifing Salonu Empty
MesajKonu: Geri: Brifing Salonu   Brifing Salonu EmptyC.tesi Haz. 18, 2011 12:34 pm

    Ardı arkası kesilmeyen toplantılar yüzünden Paris-Londra arasında mekik dokumaktan sıkılmaya başlamıştı artık. Masada oturan herkes gibi Lúthien de gergin ve endişeliydi. Toplantının konusu hakkında fikir sahibi olmasına rağmen nasıl bir tepkiyle karşılaşacaklarını kestirmek oldukça güçtü. Anastasia’yla bile konuşmamışlardı. Çıkan haberi elbette onaylamıyordu genç cadı, fakat bunu yapan kişinin aralarından birinin olması onun daha da sert bir tepki vermesine neden oluyordu. Ne de olsa basının tek başına, sadece ortalığı karıştırmak için yaptığı haberlere alışmışlardı artık, lakin işin içine seherbaz girdiğinde her şey tepetaklak oluvermişti.

    İçeri oldukça ciddi bir surat ifadesiyle giren başkanı gördüğünde o da yerinden kalkarak selamlayanlardan olmuştu. Üç yıl önce onun Spellbound’a atandığını söyleyen bu adamın o anki yüz ifadesiyle, şimdikinin hiç alakası yoktu ve birazdan yapacağı konuşmanın sert olacağına dair en büyük kanıt da bu yüz ifadesiydi. Lúthien kendini çabucak toparlayıp yüzüne her zamanki hafif tebessümünü yerleştirirken düşündüğü tek şey bu toplantının bir an önce bitmesiydi. Başkan konuşmaya başladığı anda gerilen havayla birlikte cadının gülümsemesi de geride kalmıştı. Başkanın masaya fırlattığı gazete tam Lúthien’in olduğu hizaya denk gelmiş ve cadının hafifçe irkilmesine neden olmuştu. Gözlerini gazeten ayırmıyor, ayıramıyordu. Başkan’ın şuan ki yüz ifadesiyle karşılaşmaktan, onunla göz göze gelmekten çekiniyordu. Evet, suçlu değildi belki ama başkan henüz bunu bilmiyordu ve onun sorgulayıcı bakışlarına maruz kaldığında sinirlerine hakim olamamaktan korkuyordu. Başkan güven konusunu ön plana sürerek başlamıştı konuşmasına. Haklıydı da söylediklerinde. Kelimesi kelimesine katılıyordu cadı. Gözlerini hala gazeteden ayırmayan cadı, konu gizli saklı işler çevirmeye geldiğindeyse bu konuda başkandan farklı düşündüğünü fark etti. Herkesin yaptığı gizli saklı şeyler vardı ve buna Başkan da dahildi ona göre. Kimsenin her şeyi açık açık yaptığını da düşünmüyordu. Hele de Spellbound’da olanlardan hiç kimsenin haberi yoktu ve Anastasia bilgi vermemiş olsaydı Başkan’ın da haberi olmayacaktı. Zaten her satırını ezberlemiş olduğu haber okunmaya başlandığında sıkılmaya başladığını hissediyordu. Fransa’da olup tüm gün koşuşturmayı burada olmaya tercih ederdi kuşkusuz. Ama dışarıdan bakıldığında toplantıyla oldukça ilgili göründüğü de bir gerçekti. Haber bittiğinde başkan tekrar öfkesini kusup masada oturan herkese tek tek baktı. Tüm konuşması boyunca ilk kez göz göze geliyorlardı ve Lúthien’in de gözünü kaçırmak gibi bir niyeti de yoktu. Başkan sözü Lorién’e verdiğinde bu kez gerçekten kulak kesildi arkadaşına.

    Lorién’in duygu karmaşasına başkanın sert konuşmasının eklenmesi biraz sert bir tepki vermesine yol açacaktı şüphesiz. Gözünü arkadaşından ayrılmadan dikkatle dinledi cadı. Rahat bir tavırla konuşmasına rağmen savunma pozisyonuna geçen arkadaşı, Lúthien’in düşündüğü kadar olmasa da sert konuşmuştu. Aslına bakılırsa Lúthien’in söylemek istediklerinin biraz yumuşatılmış ve resmiyete dökülmüş haliydi söyledikleri. "Eğer hala şüpheleriniz varsa, bu münasebetsizliği yapan kişiyi kendi ellerinle seçip Spellbound için çalışmaya gönderdiklerin içinden olmayacağını tahmin edebilmen gerekir.’’ dediği anda bütün dengelerin değişeceğinden emin olmuştu cadı. Başkan asla böyle bir tepkiyi görmezden gelmeyecekti. Arkadaşına onaylamadığını belirten bakışlarını yönelttikten sadece birkaç saniye sonra kendi adını duydu. Şuanda duymayı beklediği en son şey kendi adıyken arkadaşının sırayı ona devretmesi panik duygusunun tüm bedenine hızla yayılmasına sebep olmuştu. Ne demeliydi?! Ne istediği gibi çok sert ve net konuşabilirdi ne de çok yumuşak. Ama ne olursa olsun istediğini söyleyecekti ve bunu ne kadar çabuk yaparsa toplantının süresini de o kadar kısaltacaktı. Derin bir nefes alırken panik duygusunu da bastırıp normal Lúthien’e döndüğünde konuşmaya başladı. ‘’Bu haberi her duyuşumda verdiğim tepki sizinkinden farksız değil. Büyük bir ihtimalle söylenenler çarptırılarak aktarılmış çünkü içimizden birinin böyle şeyler söyleyebileceğine ihtimal vermiyorum, vermek de istemiyorum açıkçası. Her ne kadar gazetelerde çıkan abuk subuk haberlere alışmış olsak da işin içine bir seherbazın karışmış olması kabul edilir şey değil.’’ Biraz durdu ve en yakınında oturanların yüz ifadelerini anlamaya çalıştı. Hiç konuşmadığı kadar yumuşak konuşuyordu. Konuşmasının devamında söyleyeceklerine karar vermekte tereddüt yaşasa da çok geçmeden bu tedirginliğini de unuttu. Söyleyecekleri Lorién için sorun olacaksa bunun cezasını çekmeye de hazırdı. ‘’Haberin çıktığı ilk gün kendi aramızda yaptığımız toplantıda da burada bir toplantı olacağı haberini aldığı zaman Bayan Véalidus’un yaptığı ikinci bir toplantı, düzeltiyorum, sorguda da aynı şeyleri söylemiştim zaten. Eğer ki buraya toplanma amacımız birbirimizi suçlayarak bunu yapanın kim olduğunu bulmaya çalışmaksa bu toplantının uzayıp gideceğini ve bizim de hiçbir sonuca varamayacağımızı düşünüyorum. Fakat görünen o ki bunun nasıl bulunacağı değil bulunması önemli. ‘’ Cadı kendini sert konuşmamaya zorlasa da dayanamayıp konuşacağını biliyordu. Haksız yere yapılan suçlamalar kim için olursa olsun katlanamadığı tek şeydi. Göz ucuyla Aearion’a bakıp tepkisini anlamaya çalıştı ama o anda sentez yapacak bir durumda olduğu da söylenemezdi. Kendinden sonra konuşacak olan kişinin o olacağını anlamış olmasını ummakla yetindi sadece. Uzun bir konuşma olduğunu bilse de düşüncelerini üçüncü ve son kez dile getirip bu konuyu unutmak istiyordu. Hafifçe boğazını temizleyip tekrar konuşmaya başladı. ‘’ Biz Spellbound da çalışmak üzere görevlendirdiğiniz seherbazlar olarak gerekli savunmamızı birebir sorgularımız da zaten verdik. Eh, bunu yapan kişi içimizden biri olmuş olsaydı ortaya çıkardı. Bayan Véalidus’un da dediği gibi hepimiz böyle bir işle uğraşamayacak kadar çok meşgulüz. Uzun bir süredir Bayan Véalidus’un da bilgisi dahilinde Fransa’da bulunuyorum, bir araştırma için ki bu araştırmanın konusunu sanıyorum siz de biliyorsunuz. Spellbound’daki toplantılara katılıp tekrar Paris’e döndüm ve bu toplantıdan sonra da vakit kaybetmeden tekrar Paris’e döneceğim. Bu kadar yoğun bir programın içerisinde böyle bir mülakatın yeri olduğunu hiç mi hiç düşünmüyorum. Sanırım benden sonra da Bay Athradien’i dinlemek isteyeceksiniz. Mademki Spellbound’dan başladık, devam edelim bari.’’ Genç cadı saçlarını arkaya doğru savurduktan sonra bakışlarını başkandan Aearion’a çevirdi. Bir iki saniyeliğine de olsa göz göze gelmişlerdi ve Arion’un onayladığını belirten ifadesini gördüğünde bir anda sertleşen üslubunu değiştirmeden son sözünü de söyleyip arkasına yaslandı. ‘’Bay Athradien’’

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aearion Maeron Athradien
Seherbaz
Seherbaz
Aearion Maeron Athradien


Mesaj Sayısı : 22
Kayıt tarihi : 10/06/11
Yaş : 27

Mini Lejant
Savaş Tarafı: Aydınlık
RP Yaşı: 24
RP Partneri: Glorfindel Lúthien Quellina ♥

Brifing Salonu Empty
MesajKonu: Geri: Brifing Salonu   Brifing Salonu EmptyPerş. Haz. 30, 2011 1:40 pm

Genç adam, Lúthien ile göz göze geldiklerinde konuşma sırasının ona geldiğini anlamıştı. Adı söylendiğinde doğruldu ve boğazını temizledi. Aslında ne söylemesi gerektiği hakkında hiçbir fikri yoktu. Havadaki gerginlik elle tutulur cinstendi, neredeyse. En azından Lorién'in birden savunma pozisyonuna geçmesi sebep olmuştu buna. Kendisinden önce konuşan iki bayanın da üslubunu biraz sert bulmuş, kendisinin nasıl bir tavır sergilemesi gerektiği konusunda ise tereddüte düşmüştü. Ellerini birleştirdi ve masanın üzerine koydu. "Gazetecinin teki seherbaz diyor diye, seherbazların hepsinin sorgulanmasını pek doğru bulmuyorum ki, bu durum da aklımda bir sürü soru işareti oluşmasına sebep oluyor." Sorularını dile getirmek istiyordu fakat aynı zamanda ileri gitmekten de korkuyordu. Şöyle bir etrafına bakınca insanların meraklı gözlerle ona baktıklarını gördü. Gözlerini devirdi ve tekrar konuşmaya başladı. "Örneğin: Detayları araştırdınız mı Sayın Başkan? Ya da ekibinizle bir toplantı yapmadan önce Bu haberi yayınlayan gazeteciyle görüştünüz mü?" Orada asıl demek istediği şey "Hepimizi bir odaya tıkıp sorgulamadan önce..." olsa da, ki aslında sorgulamadan daha farklıydı bu toplantı ama herkes tedirgindi ve bir şeyleri suçlamak istiyordu, kibar bir tavırla konuşmasını sürdürdü. Elbette bunu sorgulamak bana düşmez fakat söylediğim gibi ister istemez soru işaretleri oluşuyor."

Gözleri Lúthien'e kaydı. Genç kadın 'devam et' dercesine kafasını salladı. Aearion da devam etti. "Habere gelince... İster gazetecinin kendi yorumu olsun, ister bir seherbazın sözleri olsun, bu olayda adı geçen her kim ise hak ettiği cezayı alması taraftarıyım. Kolay kolay sindirilebilecek bir olay değil." Cümlesinin sonuna doğru sesi biraz sertleşmişti. Daha makul bir ses tonuyla sözlerini sürdürdü. "Konu savunmama gelince... Öncelikle, böyle bir şey yapmış olsaydım Bayan Véalidus'un bana yapacaklarını ve yapabileceklerini de göz önünde bulundurarak, bunu yapmaya cesaret edemeyeceğim gerçeğini belirtmek isterim." Dalga geçmek gibi bir amacı olmasa da masanın birkaç yerinden kıkırdamalar yükselmişti. Dikkati tekrar kendine çekmek için hafifçe öksürdü ve biraz daha masaya yaklaşarak sözlerine devam etti. "Ayrıca sizin de bildiğiniz gibi Spellbound Departmanı oldukça yoğun bir tempoyla çalışıyor. Sayımızın azlığı ve yapılacak işlerin çokluğu arasında bir de gazete haberlerine içimizden herhangi birinin vakit ayırabileceğini de pek sanmıyorum. Eğer bol bol vakti olan biri varsa masamdaki dosyaları tek tek incelemekte bana yardımcı olabilir." Sözlerini bitirdikten sonra kendinden emin bir şekilde arkasına yaslandı. Kendisinden sonra kimin konuşacağını merak ediyordu. Sonuçta Spellbound tarafında seherbaz kalmamıştı konuşacak. Tekrar masadakileri süzerken gözü ister istemez Lúthien'e takılmıştı. Sonsuza kadar ona bakabileceğini düşündü, sonsuza kadar onu izleyebileceğini... Lúthien de ona bakınca bir an için öylece kaldı. Ona karşı ne hissediyordu? Daha doğrusu Lúthien ona karşı bir şeyler hissediyor muydu? Genç kadının sol kaşı yukarı kıvrılınca gözlerini kaçırdı. Hafifçe başını sallayıp, Lorién'e baktı. Kadını yüzündeki memnun ifade Aearion'nun da gülümsemesine sebep olmuştu. Tekrar Isaachar'a döndü ve o da diğerleri gibi meraklı gözlerle bakmaya başladı. Bu olayın kimin başının altından çıktığını çok merak ediyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Brifing Salonu
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Toplantı Salonu

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Vinceria Lineum RPG :: Londra :: İngiltere Sihir Bakanlığı :: Seherbaz Bürosu-
Buraya geçin: